29/4/2007
SOBE 2; küçükken başınızdan gecen 3 şirin yaramazlığınız...
Sağ gözümdeki rahatsızlıktan dolayı sevgili balsultan’ın http://balsultan.blogcu.com/2578760 sobesine fırsat bulup cevap yazamadım. Malum çocuklarımın yazılı dönemi de başladı; akşam işten eve döndüğümde kızım ve oğlumun dersleriyle ilgileniyorum;derken zaman akıp gidiyor.Neyseki bir fırsat yaratıp balsultan’a cevap yazabildim:)) Sobeler sayesinde blog sahiplari arkadaşlarımızı yakından tanıma fırsatımız oluyor.Bu açıdan eğlenceli, ama benim gibi yoğunluktan cevaplayamayınca ister istemez problem oluyor:((
Gelelim sobe konusu 3 şirin yaramazlığım nelermiş acaba ...
Çocukluğumun en güzel günleri Ödemiş’te geçti ve tabi bunlara yaramazlık denirmi denmezmi siz karar verin.Meraklı çocukluk anıları işte...İlkokulda yaşağıdım ve kimselerle paylaşmadığım birkaç anımı paylaşayım sizlerle Anı dedim çünkü şimdilerde tebessümle hatırladığım güzel çocukluk anıları oldular benim için.
Arkadaşım Gülay(karşı komşumuzun kızı benden 1 sınıf öndeydi) ile birlikte yumurtacının vitrininde bulunan kırmızı renkli yumurtalara kafayı takmıştık, acaba içi de kırmızımıdır!!! Biz renkli olduğuna emindik bile.Yumurtacıya gittik,amca yok ,oh negüzel , yerine çocuğunu bırakmış.Yalvar yakar bir yumurtayı kırıp bize göstermesini istedik,ikna oldu ve yumurtayı kırdı.İşte o zaman hayal kırıklığına uğramıştık,o kadar emindik ki kırmızı olacağına,suratlarımz önümüzde çıkmıştık dükkandanLYıllar sonra öğrenmiştimsoğan kabuğula boyandığını ...
İlkokul 2. sınıftaydım,okulun son günleri yaz tatiline gireceğiz;evimizin iki sokak ilerisine stadyumun yanına lunapark gelmiş,henüz yeni kuruluyordu.Komşu çocuklarla birlikte(benden 1-2 yaş büyük abla-ağabeylerle) okul çıkışı çantalarımızı eve bırakıp görmeye gittik .Kurulum aşamasında olan trenin rayları dösenmiş vagonlar gelişi güzel yerleştirilmişti.Amcalar görmeden gizlice bindik ,vagon ağırlıkla beraber rayların üzerinde hareketlendi.Sonrasında nemi oldu?Amcaların telaşla koşup durdurmaya çalıştıklarını hatırlıyorum.Biz de vagonun üzerinden sağa sola atlayıp kaçmıştık. Daha sonra faaliyete geçince babam kızkardeşimle ikimizi götürmüştü,ama ben amcalar tanır diye trenin yanından bile geçmemiştimJ
Evimizin merkezde olmasının nimetlerinden biriside askerlik şubesine yakın olmasıydı.Askerlik şubesinin önünde nöbet tutan askerleri gizlice izler,gözlerini kapatıp ayakta uyudukları an saklandığımız yerden çıkıp bağırarak korkuturduk onları, nasıl irkilip korkarlardı.Sanırım kimseye söyleyemezlerdi ki aynı oyunu diğer askerlere de yapardık .
Sonuc olarak Gülay’la artık görüşemiyoruz.Anne-babasının tayinleri çıkınca Kuşada’sına taşındılar , koptuk...
Sobeleme sırası bana geldi,heyo...Bende; sevgili Yeşim’i http://yesimmutfakta.blogcu.com ,sevgili Ayşe’yi http://ayseyaman.blogspot.com, sevgili Papatya Prenses’i http://bayanlulu.blogcu.com, sevgili Hilal’i http://illedeyemek.blogcu.com ebeledim Jtabii eğer isterseniz.





